Anne Sütünün Önemi

Bebeğin beslenmesinde anne sütünün önemi çok büyüktür.  Bebek altı aylık olana kadar onun için en uygun besinin anne sütü olduğu unutulmamalıdır. Eğer bebeğe altı aylık olana kadar anne sütü verilmişse normal bir şekilde büyür ve gelişir. Bu dönemde anne sütü yeterliyse başka bir besin vermek gerekli değildir.

Anne sütüyle beslenen bebeklerde hastalıklar daha az görülmektedir. Anne sütü bebeği hastalıklara karşı korur. Anne sütünün temiz bir besin olmasından dolayı anne sütüyle beslenen bebekler biberonla beslenen bebeklere nazaran daha az enfeksiyon kapmaktadır ‘lar. Bebeğe verilen ilk süt bebekte ağız enfeksiyonunu önlemektedir. Bebek doğduktan yarım saat içerisinde emzirilmesi gerekmektedir.Ülkemizde bebekler doğru bir şekilde emzirilmediğinden veya hiç emzirilmediğinden dolayı ölüm vakaları sıkça görülmektedir. Ülkemizde bir yıl içerisinde dünyaya gelen bebek sayısı bir buçuk milyon olup bunun en az elli bini bir yaşına gelmeden yaşamını yitirmektedir. Emzirmede yaşanan problemler, eksiklikler bebeklerin ölüm nedenleri olarak ikinci sırada yer almaktadır.  Ülkemizde yeni doğan bebekleri emzirmeye başlama oranı % 95’tir buna karşın emzirme süresi bir yılın üzerindedir. Buna rağmen ölüm nedeninin fazla olması zamanından önce bebeklere ek besin vermeye başlanılmasıdır.

Bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerekirken ishal olmasını tetikleyen su verilmekte ya da 6 aydan önce ek besinlere başlanmaktadır. Bu da sindirim sisteminin yeterince çalışmadığından hastalıklara neden olacaktır. Bebeğe ilk altı ay sadece anne sütü verilirken 2 yaşına kadar ek besinlerle birlikte devam edilmesi en uygun olanıdır.Ülkemizde yapılan araştırmalara göre ilk altı ayda emzirme oranı sürekli artmış olup bu oran 2008 yılında % 50 oranına ulaşmıştır. Buda annelerin ne kadar duyarlı olduklarını, bu konuda bilinçlenmeye başladıklarını göstermektedir. Bunun sonucunda da zamanla bebek ölümlerinin azalma olacaktır.   Şunu da unutmamalıyız ki %50’lik oran yeterli değildir. Anne adaylarına gerekli eğitimler verilmeli,  gerekli takip yapılmalı ve bu oranın olması gereken seviyeye getirilmesi gerekmektedir.Anne sütünde bulunan koruyucu maddeler bebeğiniz için mikroplara karşı bir aşı vazifesi görmektedir. Bebeğin yakalanabileceği birçok hastalığa karşı koruma sağlar ve bağışıklık sisteminin daha da kuvvetli olmasına yardımcı olur. Bebeğimiz ihtiyaç duyabileceği bütün besinler anne sütünde yeterli oranlarda bulunmaktadır. Anne sütü temizdir, mikropsuzdur, bebeğin ihtiyaç duyduğu anda hazırdır ve ekonomiktir. Anne sütü içen bebeklerin ileriki yıllarda diğer bebeklere oranla daha zeki oldukları yapılan araştırmalarda görülmüştür. Annenin bebeğini emzirmesi ayrıca bebeğin anne tenine temasını sağladığı için bebeğin kendini daha güvende hissetmesine olanak sağlayacaktır.

Kolesterol ilaçları kimler için zararlı

Kolesterol ilaçlarını kimler kullanmamalı  Rosuvastatin, atorvarstatin, pravastatin, lovastatin vb. gibi statin grubuna dahil olan ilaçların tamamı için kötü nitelemelerde bulunarak sert bir duruş sergilemek de gerçekçi olmayabilir. Koroner arterlerinde anjiyografi olarak belirtilmiş daralmalar ve tıkanmalara sahip olan, yumuşak plakları olan, koroner arter hastalığı sebebiyle bypass operasyonu geçirmiş, stend takılan ve LDL kolesterol seviyesi çok yüksek olan bir hastada bu tür ilaçları kullanmamak, bugün sahip olduğumuz bilimsel veriler ışığında tıbbi bir hataya mahal vermek olarak nitelendirilebilir. Koroner arter rahatsızlığı ortaya çıkarılmış bir hastada, en başta LDL-3 ve LDL-4′ün yüksek olması ve dolayısı ile HDL’ nin düşük olması durumu söz konusu ise, rahatsızlığın devam etmesinde söz konusu ilaçların önemli bir yavaşlama etkisi sağlayabileceği bilinmekte.Araştırmalar ne söylüyor ?

Kolesterol düzeyini düşürmenin yanında bu ilaçlar ayrıca, yaşlılığın sebebiyet vermiş olduğu akciğer problemleri, ve Alzheimer olma tehlikesini azaltırken, kimi kanser türlerinden de korunmayı sağladığına ilişkin bilimsel verilere sahibiz. Lakin, bu veriler bizi, bu ilaçların tamamı ile zararsız olduğu ve tüm hastalara önerilmesi gerektiği sonucuna ulaştırmamakta.  Bu ilaçları kullanırken ifrat ve tefritten uzak durarak, uygun bir bakış içinde kalmaya çalışmalı, sonraki çalışmaların sonuçlarından sağlanacak bulguları beklemeliyiz. Doktorların sahip oldukları kimi çekinceleri de anlayış çerçevesinde kabul etmeliyiz. (daha fazla…)

Çocuğum okula gitmek istemiyor ne yapmalıyım

Çocuğum okula gitmek istemiyor ne yapmalıyım Genelde okula yeni başlayan çocuklar, özgürlükleri bir şekilde kısıtlandığından okula gitmek istemezler. İlk günlerde çocukların, başı ağrıyacak, karnı ağrıyacak, midesi bulanacak yada benzeri bahaneler ile okula gitmek istemeyecektir. Hatta psikolojisi bozulup kusanlar dahi olmaktadır. Bunlar hemen hemen tüm çocukların aynı şikayetidir. Bu durumda yapılacak en büyük yanlış ise, çocuğun durumuna bakıp “bu gün okula gitme” demektir. Çünkü, okula gitmeyen çocuk anında iyileşir ve günlük aktivitelerine devam etmeye başlar. Ertesi gün aynı rahatsızlıklar daha doğrusu aynı yalanlar ortaya çıkar ve bu durum ilerleyen günlerde içinden çıkılmaz bir hal alır. Her zaman için çocuğunuza karşı kesin kararlı olun. Korumacı ve yufka yürekli olup, çocuğun sizi kullanmasına izin vermeyin. Elbette ki herkes çocuğunu çok sever ve geleceği için endişelenir. Ancak çocuğun okula gitmek istememesinin nedeni, evdeki rahatı okulda bulamadığından naz mı yapıyor? yoksa okulda veya öğretmeninde bir sorun mu var? bilinmesi gerekir. Bu iki ayrı sebep çok iyi analiz edilmeli ve ona göre çözümler uygulanmalıdır.  Çocukla konuşarak yada onunla oyunlar oynayarak neden okula gitmek istemediğini anlamaya çalışın. Çocuklar kendini en güzel oyunda ifade ederler. Onun için çocuğu oyun oynarken iyi gözleyin. Elbet bir yerde sorununu anlatan açık verecektir. Sorunun kaynağını öğrenene kadar asla çocuk okuldan geri bırakılmamalıdır. Bazı çocuklar tam olarak tuvalet eğitimi almadığı için okulda tuvalet sorunu yaşayabilir ve bundan dolayı okula gitmek istemeyebilir. Evde el üstünde tutulan çocuk okulda arka planda kalmış olabilir. İlgiye alışkın olan çocuk, bu durum karşısında okula gitmek istemeyebilir. Evde oldukça rahat olan ve her istediği yerine getirilen, kural tanımayan çocuk, belli kurallara tabi olmak zorunda kaldığından okula gitmek istemeyebilir. Yada okulda öğretmeni ile sorun yaşayan çocuk okula gitmek istemeyebilir. Çocuğun okula neden gitmek istemediği çok iyi analiz edilmeli ve sorunun kaynağına yönelik çözüm üretilmelidir. Soruna çözüm bulunabilmesi için sorunun ne olduğu ve çocuğun karakteristik yapısı iyi bilinmesi gerekir. Sorun öğretmenden yada okuldan kaynaklanıyor ise mutlaka okul yönetimi ile görüşüp çözüm üretilmelidir.  (daha fazla…)

aveada kaç mesaj hakkı kaldıgı nasıl öğrenilir

Avea kaç msj hakkı kaldığınını öğrenmenin çok basit yöntemi var sadece söyleyeceğim şeyleri sırasıyla yapmanız yeterli fatura hat kullanan kişilerin ne kadar süresi kaldığı öğrenmek için SES yazıp 6000 numaralı operatöre mesajınızı bırakın bu işlem karşılığında herhangi bir ücret olayı yoktur kalan süre cebinize msj olarak gönderiliyor.

Msj hakkını öğrenmek için ise  SMS yazıp 6000 numaralı operatöre gönderin bol bol görüşmeler herkese aveada kaç mesaj hakkı kaldıgı nasıl öğrenilir (daha fazla…)

çocukları anlamak

çocukları anlamak
Oldukça karmaşık olan çocuk psikolojisini çözebilmek için, çoğu zaman filozof yada çocuk olmanız gerekir. Bazen sizi sinir eder, bazen güldürür, bazen düşündürür bazende çileden çıkarır. Peki o sinir olduğunuz hatta çileden çıktığınız zamanlar da, hiç düşündünüz mü? o çocuk neden böyle davranmaktadır?
İlk okula yeni başlamıştır çocuk, çok heyecanlı ve aynı zamanda çokta mutludur. O gün tek hedefi vardır. Öğretmenini çok merak ediyordur ve öğretmene kendini gösterip gözde öğrenci olacaktır. En çok istediği öğretmeninde onu sevmesidir. O yıllarda tv de bir çocuk şarkıcı vardır ve kendini ona çok benzetiyordur. Aynı onun gibi şarkı söylüyordur. Öğretmen ilk gün oluşundan dolayı çocuklara oyun oynatır. Hem onları tanımaya çalışıyordur hemde keyifli vakit geçiriyorlardır. İlk hata yapan çocuğu öğretmen tahtaya çıkartır ve -sana ceza bize bir şarkı söyle der. Baştan ceza lafını duyan çocuk korkmuştur ama arkadaşının şarkısını duyunca heyecanlanmış ve karar vermiştir. Oda yanılacak tahtaya çıkacak ve ceza alacaktır. Oyunu kazanmak umurunda değildir. Çünkü kendince çok güzel şarkı söylüyordur ve düşündüğünü yapar oyunda şaşırır ve tahtaya gelir. Kendinden o kadar emindir ki, şarkısı bile hazırdır. Tam şarkıya başlayacağı sırada öğretmen – sende köpek gibi havla bakalım der. Çocuğun birden yüz ifadesi değişir, hav havvv demek ister ama bir türlü diyemez. Sanki boğazına bir şey düğümlenmiştir. Öğretmen bu sefer sert bi ses tonu ile – havlasana kızım der. Çocuk bu hitap şeklini beğenmemiştir. Suratını asan çocuk öylece kalır. Ama öğretmen o cezayı illa verecek ve o çocuğa dediğini yaptıracaktır. Bu sefer daha sert bir ses tonu ile – o zaman eşşek gibi bağır der. Çocuk küçüktür ama bunların şarkı söylemek gibi bişey olmadığını bilir. Oysa az önce şarkı cezasını avazı çıktığı kadar bağırarak, hatta dans ederek söyleyecekti. Küçücük çocuğa sözünü geçirememenin hırsıyla ayağa kalkan öğretmen, çocuğa bir tokat atarak, otur yerine diye bağırır. Çocuk hayatının dersini alıp ağlamak istediği halde ağlamadan sessizce yerine oturur. Artık çocuk bilir ki öğretmeninin gözde öğrencisi olamayacaktır. Arkadaşlarının alaycı bakışları altında ezilir ve kahrolur. Artık hiç bir şey için uğraşmasına gerek yoktur. O okul hayatı boyunca asla çok başarılı bir öğrenci olmamıştır ama zorda olsa eğitimini tamamlamayı başarmış ve öğretmen olmuştur. Ama unutmadığı bir şey vardır, okula başladığı ilk gün, onu asla unutmaz. Öğrencileri ile sık sık oyunlar oynar ve hata yapana sorar – Söyle bakalım ne yapmak istersin arkadaşlarına? Eğer aklına bir şey gelmiyorsa çocuğun, o zaman devreye hemen girer -pekala bunu bil bakalım AAİİİİİİİİ sence bu hangi hayvan? Gülen gözlerle bakan çocuk -eşek der. (daha fazla…)